Bu yazı 2 Mart 2020’de İFSAK Blog’da yayınlanmıştır Fransa-Almanya Arasına Sıkışmış Bir Rüya Rotası: Alsace-Colmar-Strasbourg – İFSAK Blog
Fransa-Almanya arasına sıkışmış bir rüya rotası: Alsace-Colmar-Strasbourg
2019’un son ayında, Avrupa’nın (belki de Dünya’nın) üç ülke -İsviçre’nin Basel, Fransa’nın Mulhouse ve Almanya’nın Freiburg kentleri- tarafından ortaklaşa kullanılan tek uluslararası havalimanı olan EuroAirport Basel-Mulhouse-Freiburg’u kullanarak Alsace- Colmar-Strasbourg seyahatimize başladık. Dünyada çok az sayıda havaalanı iki ülke tarafından ortak kullanıma açık, ama üç ülke bildiğim kadarıyla başka yok. Havaalanı topraklarının tümü Fransa’da ama üç ülkeden de giriş çıkış yapmak mümkün.
Aralık ayını asıl seçme sebebimiz Noel pazarları olmasına rağmen, bölgenin ilginç tarihi, güzel doğası ve son derece güzel mimariye sahip, masal diyarını andıran rengarenk evlerle dolu kasabaları asıl çekim noktası oldu. Öte yandan üzüm bağları ve şarap rotasıyla da bu bölge farklı mevsimlerde de son derece yoğun bir turist akımına sahne oluyor.
Havaalanından sonra rotamızın başlangıç noktası Noel pazarlarıyla ünlü Strasbourg oldu. Fransa’nın kuzeydoğusunda yer alan Alsace bölgesinin başkenti olan Strasburg 300 bine yakın nüfusuyla Fransa’nın 7. Büyük şehri olmasına rağmen, içinde barındırdığı Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi nedeniyle dünya politikasında sıkça ismi geçen bir şehir durumunda. Avrupa Parlamentosu nedeniyle Strasbourg aynı zamanda “Avrupa’nın başkenti” (Avrupa Birliği’nin Brüksel ve Lüksemburg’la birlikte üç başkentinden biri) ünvanını da taşıyor. Bunu Avrupa’nın neredeyse hiç bir bölgesinde rastlamadığımız ölçüde sıkı güvenlik önlemlerinden de hissedebiliyorsunuz. Öte yandan, parlamento ve konsey binası ile ilgisiz bir konumda olan şehrin turistik merkezine girerken çanta ve üst aramasının yapılmasının ise noel pazarları dönemlerinde, daha önce Avrupa’nın değişik şehirlerinde yaşanmış olan çeşitli saldırılarla ilgisi olduğu bilgisini aldık.
Strasbourg Ren nehri kıyısında, ancak Bruche nehrini Ren nehrine bağlayan ve 1682 yılında meşhur askeri mühendis Vauban tarafından yapılan Bruche kanalı da şehrin içerisinden geçiyor. 1939 yılından sonra yıkılan köprülerin ardından nehir taşımacılığına kapanmış da olsa, şehrin içerisinde yer alan gezi tekneleri kanalın içerisinde yer alan yükseltme havuzlarını kullanaran akıntının ve eğimin tersine halen seyredebiliyorlar ve bu havuzlarda dolum ve boşaltımın nasıl yapıldığı gözlemlemek turistik bir ilgi noktası olmuş durumda. Ayrıca şehrin içerisinde yer alan ve mühendis Vauban’ın ismini bir baraj ya da su bendi, turistik açıdan bu güzel şehri yüksekten gözlemlemek imkanını verirken, fotoğrafçılar için de bir çekim noktası olmuş durumda.
Petit-France
Kanalları kullanarak Strasbourg’un içerisinde tekne ile gezmek oldukça keyifli, ama kanal kenarlarına kurulmuş ve Venedik’i andıran evleri kıyılarından yürüyerek keşfetmek ve cafelerde manzaraya karşı yorgunluk atmak da oldukça güzel. Şehrin katedral ve çevresi noel pazarlarının kurulduğu, alışveriş caddelerinin olduğu bir noktada, özellikle turistlerin yoğunluğu bu bölgede akşam fazlalaşıyor. Ancak, bizim daha çok ilgimizi çeken bölge ise Petit-France (küçük Fransa) denilen ve kanalların muhteşem güzellikteki rengarenk evlerle bütünleştiği, köprülerin, yöresel yemeklerin sunulduğu restoranların, kanallarda gezen sessiz elektrikli retro görünümlü teknelerin olduğu bölge oldu. Bu bölgede de noel pazarları merkezde olduğu ölçüde olmasa da kuruluyor, akşamları daha erken saatte kapansalar da.
Alsace bölgesinde Alman-Fransız Kültürü içiçe
Strasburg’un başkenti olduğu ve Colmar’ın da içinde yer aldığı Alsace bölgesi Fransa sınırlarına dahil olmasına rağmen Alman kültüründen de bir çok iz taşıyor, en başta da ismi olmak üzere: Stras, Almanca’da Strasse (cadde, yol sokak) ve Burg (kale, hisar) kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Bölgedeki diğer kasaba ve köylerin isimleri de almancadan izler taşıyor, Obernai, Kayserberg ve Eugisheim gibi sonunda Heim (ev) eki taşıyan çok sayıda köy gibi. 1681 yılında Almanlardan Fransızlara geçen Strasbourg, 19. yüzyılın ikinci yarısında yeniden Alman İmparatorluğu’na dahil edilse de I. Dünya Savaşı’nın ardından yeniden Fransa’ya katılmış. Strasburg öte yandan 1988 yılında UNESCO tarafından bir şehir olarak dünya mirası listesine katılan ilk şehir olma ünvanına sahip. Strasbourg tarihine göz atıldığında, Fransa millî marşı La Marseillaise’in 1792’de Rouget de Lisle tarafından burada bestelenmesi, Gutenberg’in matbaayı icat etmesi ve Alman yazar Goethe’nin de hayatının bir kısmını burada geçirmesi gibi hem Fransa, hem Almanya için tarihi olaylarla oldukça önemli bir konumda.
Yemeklere gözatıldığında Alman yemeklerine benzerliği kadar menülerde çift isimli yer almaları da bölgenin karakteristiğine oldukça uygun. Örneğin, en bilinen Choucroute isimli rendelenmiş lahana turşusunun pişirilmiş hali, almanların sauerkraut’unun neredeyse aynısı. Sosisle, etle ve hatta balıkla servis ediliyor, ve açık söyleme gerekirse öyle ahım şahım bir şey bulamadık. Baeckeoffe adı verilen yiyecek ise patates, soğan ve domuz-sığır-kuzu etlerinin bir tür güveç içerisinde pişirilmiş hali, nispeten damak tadımıza uygun. Spaetzle adı verdikleri noodle benzeri yemek, Bretzel dedikleri alman simidi ve Münster peynirleri de diğer aklıma gelen yemekler. Öte yandan bölgede asıl ilgi çeken ise şarap. Bölge dünyaca ünlü şarap bağlarıyla ve 170 km uzunluğundaki Alsace Şarap Rotası ile her yıl milyonlarca turist çekiyor.
Strasburg ve Alsace bölgesinde tipik ev mimarisi 1400-1700 yıllar arasında inşa edilmiş ve bozulmadan günümüze kadar gelen yarı kereste evler. Rengarenk evlerin yanısıra, restoranlar ve dükkanlarda da bina estetiğine uygun levhalar dökümden özel tasarlanmış ve dokuya katkıda bulunuyor. Dolaşırken nereye bakacağınızı şaşırdığınız muhteşem evlerin, binaların pencereleri biz gittiğimizde inanılmaz güzellikte ve özgünlükte noel süsleri ile doluydu. Noel pazarlarında Çin’den ithal edilen standart ve ucuz değil, çoğunlukla el işi ve özgün sanat eserleri, ya da daha seri üretilse bile kalitesiyle dikkat çeken ürünler, peynir, şarap ve diğer gıda ürünleri bulabilirsiniz.
Colmar: Rüya kasaba
Bölgede ikinci büyük kent ise Colmar, özellikle son yıllarda sosyal medya sayesinde meşhur olmuş durumda. Yaklaşık 70 bin nüfusa sahip, Alsace bölgesi mimari özelliklerini tümüyle bünyesinde barındıran evler ve kanallarıyla büyüleyici Colmar 1100 yıl kara önce kurulmuş ve Fransa – Almanya arasında gidip gelmesinin etkilerini bünyesinde barındırıyor. Diğer köylerle kıyaslandığında oldukça büyük bir kasaba ve içerisinde modern mimariyi de barındırıyor, bu nedenle konaklamada daha uygun fiyatlar bulmak mümkün.
Fransa’nın tescilli en güzel köyü Eguisheim
2013 yılında bu ünvanı almış, küçük ama bir o kadar da şirin, Colmar’a 78 km uzaklıkta, sokaklarında gezmek çok keyifli, kaybolabilirsiniz demek mümkün ama tüm sokaklar dairesel şekilde birbiriyle bağlı, en sonunda başladığınız yere geri dönebilirsiniz. En ünlü kısmı, köyün iki sokağını birbirinden ayıran minicik şirin ev “Le Pigeonnier” ismiyle biliniyor.
Ribeauville, Riquewihr, Kaysersberg, Obernai ve Mulhouse bölgedeki diğer ziyarete değer köyler. Birbirine oldukça yakınlar, mimariler benzese de köy-kasaba planları birbirinden farklılaşıyor, her biri görmeye ve fooğraflanmaya değer mekanlar.
Ulaşım
Biz uçakla gidip havaalanından bir VW Transporter araç kiraladık. Araç 9 kişiyi ve eşyalarını rahatlıkla alabilecek büyüklükte olmasına rağmen manevra kabiliyeti ve büyüklüğü otomobilden biraz hallice, Yalnız şu uyarıyı yapmakta fayda var, köylerin çoğunda, belki noel dönemini etkisiyle ciddi park problem var, bazılarının oldukça dışında yer bulabiliyorsunuz , bunları hesaba katmakta fayda var, toplu taşıma, çoklu mekan görülecek bir gezi için çok uygun değil diye düşünüyorum ama alternatifler denenebilir.
















